YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel: “Halk TV’yi Savunmak Milletin Demokrasi Hikâyesini Savunmaktır”
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da Halk TV stüdyosu önünde düzenlenen dayanışma mitinginde basın özgürlüğü, kayyım uygulamaları ve gazetecilerin karşılaştığı baskılara ilişkin açıklamalarda bulundu. Halk TV’ye yönelik müdahaleyi eleştiren Özel, “Yarınları karartmamak için bugünlerde meydanlarda, sokaklarda olmalıyız.” dedi. Muhalefet partilerine, sendikalara ve basın meslek örgütlerine ortak mücadele çağrısı yapan Özel, Anayasa Mahkemesi’ne de erişim engellemelerine ilişkin düzenleme konusunda seslendi.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İstanbul’da Halk TV stüdyosu önünde düzenlediği dayanışma mitingine katıldı. Halk TV’ye kayyım atanmasını protesto etmek ve kanal çalışanlarına destek vermek amacıyla gerçekleştirilen mitingde konuşan Özel, basın özgürlüğünün demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek gazetecilere yönelik müdahalelere karşı ortak mücadele çağrısında bulundu.
Mitinge çeşitli siyasi partilerin temsilcileri, sendikalar, meslek örgütleri ve vatandaşlar katıldı. Özel, konuşmasında Halk TV’nin geçmişte yaşanan önemli toplumsal ve siyasi gelişmelerde üstlendiği yayıncılık rolüne değinirken, iktidarın medya politikalarını ve kayyım uygulamalarını eleştirdi.
“GÜN, MUHALEFETİN AYRI DÜŞME GÜNÜ DEĞİLDİR”
Özgür Özel, mitingin yalnızca bir siyasi partinin etkinliği olmadığını, farklı siyasi görüşlerden temsilcilerin basın özgürlüğü konusunda ortak bir tutum sergilediğini söyledi.
Halk TV çalışanlarına destek mesajı veren Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Bu akşam bir parti mitingi olarak değil; muhalefetin tüm seslerine, tüm renklerine alan açan ve Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı olan Halk TV’ye kayyım atanmasını protesto etmek, emekçileriyle dayanışma göstermek için bir aradayız. Halk TV’nin 200’e yakın basın emekçisine selam olsun; yanlarındayız, arkalarındayız.”
Mitinge katılan sendika ve meslek örgütlerinin temsilcilerini selamlayan Özel, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve İstanbul Tabip Odasının dayanışmasına dikkat çekti.
DEM Parti, TİP, EMEP, Sol Parti, Yeşil Sol Parti, EHP, SODAP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Zafer Partisi, Liberal Demokrat Parti ve Halkın Kurtuluş Partisi temsilcilerine de teşekkür eden Özel, muhalefetin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Özel, “Gün, dönem muhalefetin ayrı düşme, muhalefetin birbirine farklılıklar üzerinden mesafelenme günü değildir. Gün, kötülüğe, baskıya, zulme, sansüre karşı; susturanlara, zulmedenlere karşı hep birlikte olma, hep birlikte mücadele etme günüdür.” dedi.
“DEMOKRASİLERDE DÖRDÜNCÜ KUVVET GAZETECİLERDİR”
Gazeteciliğin demokratik sistemdeki denetim işlevine değinen Özel, yasama, yürütme ve yargının yanında basının da kamu adına önemli bir sorumluluk taşıdığını belirtti.
Özel, “Demokrasilerde üç kuvvet anılır. Yasama, yürütme ve yargıdır. Ama dördüncü bir kuvvet vardır ki o yetkiyi elinde tutanları kamu adına denetleyen, iktidarın karşısında milletin sorularını soran, halkın sorularını soran, yanıt arayan, denetim görevi yapan halkın gözü, kulağı olan gazetecilik mesleğidir, medya kuruluşlarıdır.” ifadelerini kullandı.
AK Parti iktidarının medya politikalarını eleştiren Özel, gazetecilerin soruşturma, para cezası, gözaltı ve tutuklama gibi uygulamalarla karşı karşıya bırakıldığını savundu.
Basının halkın haber alma hakkını koruduğunu belirten Özel, gazetecilerin mesleki faaliyetlerini sürdürebilmelerinin demokrasi açısından zorunlu olduğunu dile getirdi.
“YARINLARI KARARTMAMAK İÇİN BUGÜN MEYDANLARDA OLMALIYIZ”
Basın özgürlüğüne yönelik müdahalelere karşı mücadelenin ertelenemeyeceğini söyleyen Özel, toplumsal dayanışmanın önemine işaret etti.
Özel, “İşte bugün, gecenin bu saatinde bizim burada olmamıza sebep olan, onların medya anlayışı, yani kendilerine dalkavuklar oluşturan sistemin dışında kalan, namusuyla çalışan, gerçekten sapmayan, hakikati kovalayan gazetecilere karşı ve onların kurumlarına karşı gerekirse soruşturmalar, para cezaları ile başlayan, gözaltılar, tutuklamalar yapan, el koyan, kayyım atayan, susturan ve yok eden anlayışlarına karşı bir mücadelede ses yükseltmek için buradayız.” dedi.
Mücadelenin toplumsallaştırılması gerektiğini belirten Özel, “Bu mücadele, bugün verilmesi gereken mücadele yarına bırakılamaz. Yarınları karartmamak için bugünlerde meydanlarda olmalıyız, sokaklarda olmalıyız, hep birlikte olmalıyız.” açıklamasında bulundu.
“BU MİLLET UĞUR MUMCU’LARI, ABDİ İPEKÇİ’LERİ UNUTMADI”
Türkiye'nin geçmiş dönemlerinde gazetecilerin karşılaştığı baskıları hatırlatan Özel, darbeler sırasında basın mensuplarının, sanatçıların ve aydınların hedef alındığını söyledi.
Özel, “Bu millet tarihte çok kara kışlar gördü, çok zor yollardan geçti. Darbelerde sanatçılar, gazeteciler, aydınlar hep hedef oldu. Gün oldu tutuklandılar, gün oldu işkencelerden geçtiler. Ama dik durmaktan, kalemi ve sözü savunmaktan vazgeçmediler.” dedi.
Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hayatını kaybeden isimleri anan Özel, “Bu ülke Uğur Mumcular’ı, Abdi İpekçiler’i, Çetin Emeçler’i, Hrant Dinkler’i unutmadı. Bugün ölüm yıldönümünde andığımız Ahmet Taner Kışlalılar’ı unutmadı.” ifadelerini kullandı.
AK Parti döneminde medya sahipliği ve yayın politikaları üzerinden baskı oluşturulduğunu öne süren Özel, kamu ihaleleri ve medya kuruluşlarının el değiştirmesi süreçlerine ilişkin eleştirilerde bulundu.
Özel, geçmişte sansürlenen haberlerin gazetelerde boş bırakılarak protesto edildiğini hatırlatarak günümüzde medya kuruluşlarının doğrudan hedef alındığını savundu.
“ÖZGÜRLÜĞÜNDEN EDİLMİŞ TÜM GAZETECİLERE SELAM OLSUN”
Gazetecilere yönelik soruşturma ve tutuklamaları eleştiren Özel, konuşmasında çok sayıda basın mensubunun adını andı.
Merdan Yanardağ, Murat Ağırel, Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, Fatih Ergin, Tuğba Tekerek, Hasan Güraksu, Ali Tarakçı, Selahattin Günday, Sami Tunca, Nebiye Gürbüz, Mustafa Gök, İrem Delice, Hatice Duman, Erol Zavar, Erdal Süsem ve İsmail Arı'nın isimlerini sıralayan Özel, gazetecilerle dayanışma mesajı verdi.
Özel, “Adını saydığım, sayamadığım, bildiğim, bambaşka bir yerde özgürlüğünden edilmiş kim varsa tüm gazetecilere bin selam olsun. Onların yanındayız. Sonuna kadar onlarla birlikteyiz.” dedi.
“HALK TV HER ZAMAN TARİHİN DOĞRU TARAFINDA DURDU”
Halk TV’nin kuruluşundan itibaren karşılaştığı zorluklara rağmen yayın hayatını sürdürdüğünü belirten Özel, kanalın Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde önemli gelişmeleri kamuoyuna aktardığını söyledi.
Özel, “Halk TV kara düzenin dayattığı bataklığa inat çiçek açabilenlerin kurumuydu. Bütün zorluklara rağmen mesleğini yapmak isteyen basın emekçilerinin mücadele ettikleri bir kurumdu. Halkın sesi olmak için 2005’te kuruldu.” ifadelerini kullandı.
Gezi Parkı protestoları, Soma maden faciası, 7 Haziran ile 1 Kasım seçimleri arasındaki dönem ve 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Halk TV'nin yayınlarına değinen Özel, kanalın farklı dönemlerde kamuoyunun bilgilendirilmesinde görev üstlendiğini ifade etti.
15 Temmuz gecesinde Halk TV'nin darbe girişimine karşı tavır aldığını belirten Özel, “Halk TV ‘Ben bu iktidara muhalifim’ demedi. Halk TV sandığın, demokrasinin, seçilmişlerin arkasında durdu. Darbeye karşı net bir tavır aldı. 15 Temmuz gecesinden Halk TV alnının akıyla çıktı.” dedi.
Özel, Saraçhane mitingleri ve muhalefete yönelik siyasi gelişmeler sırasında da kanalın yayınlarını sürdürdüğünü belirterek “Halk TV butlancıların değil; halkın seçtiklerinin yanında durdu. Halk TV her zaman tarihin doğru tarafında durdu.” değerlendirmesini yaptı.
“BURADA OLMAK MİLLETİN DEMOKRASİ HİKÂYESİNİ SAVUNMAKTIR”
Halk TV önünde gerçekleştirilen dayanışma mitinginin yalnızca bir televizyon kanalına destek anlamı taşımadığını söyleyen Özel, basın özgürlüğü mücadelesinin demokrasi mücadelesinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Özel, “Bu yüzden arkadaşlar bugün burada olmak, bir kanalı savunmaktan fazlasıdır. Burada olmak milletin demokrasi hikâyesini savunmaktır. Bugün burada olmak teslim olmamaktır, teslim etmemektir, mücadele etmektir.” dedi.
Vatandaşlara demokratik haklarını kullanma çağrısında bulunan Özel, “Gün, evde oturma günü değildir. Gün, klavye başından eleştirme, cep telefonlarından paylaşım yapma günü değildir. Gün, meydanlara çıkma, sokaklara akma, mücadeleyi yükseltme günüdür.” ifadelerini kullandı.
“EKREM İMAMOĞLU’NUN SAVUNMASINDAN ÖNCE HALK TV’YE MÜDAHALE EDİLDİ”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen yargılama sürecine değinen Özel, Halk TV’ye yönelik müdahalenin İmamoğlu'nun savunmasıyla aynı döneme denk geldiğini söyledi.
Özel, “Türkiye’nin en büyük siyasi kumpas davası Silivri’de görülürken tam da Ekrem Başkan savunma yapacağı gün Halk TV’yi bastılar, yayını durdurdular, kanala kayyım atadılar.” dedi.
Yargılama sürecinin kamuoyuna açık biçimde aktarılmasını istediklerini belirten Özel, davanın canlı yayınlanması için TBMM'ye teklif sunduklarını hatırlattı.
Özel, “Biz hep büyük bir özgüvenle canlı yayın istedik. O günlerde savcılarına güvenenler, AK Parti yargı kollarına güvenenler dediler ki ‘Olsun bakalım yayın. Millet görsün her şeyi.’ Bir diğeri ‘münasiptir’ dedi ancak götürdük, Meclis’e sunduk.” ifadelerini kullandı.
Muhalefet partilerinin canlı yayın talebine destek verdiğini söyleyen Özel, iktidarın daha önce olumlu yaklaştığı düzenlemeden sonradan vazgeçtiğini öne sürdü.
“KAYYIM UYGULAMASININ HEDEFİ MUHALEFETİN SESİNİ KESMEK”
Halk TV’ye kayyım atanmasının gerekçelerini eleştiren Özel, müdahalenin kısa ve uzun vadeli siyasi hedefler taşıdığını iddia etti.
Özel, “Kayyımın kısa vadeli iki hedefi vardı. Bir tanesi Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının duyulmasını engellemek. Bir diğeri de fon vurgununun, asrın vurgununun üzerine giden, en çok izlenen haber kanalını susturmaktı.” dedi.
Basına yönelik uygulamaların muhalefete yönelik siyasi müdahalelerle bağlantılı olduğunu savunan Özel, “Muhalefetin sesini tamamen kesmeye niyetlenmişler. O yüzden basına saldırı, muhalefete saldırıdan bağımsız değildir. Muhalefeti adaysız, partisiz, lidersiz bırakmak ve milyonlarca insanın sesini kesmek bu kirli oyunun iki bileşenidir.” ifadelerini kullandı.
Miting alanındaki sloganlara da değinen Özel, “Meydanın bir ucu diyor ki ‘Direne direne kazanacağız.’ Meydanın öbür ucu diyor ki ‘Birleşe birleşe kazanacağız.’ İşte evdeki karamsarın, klavye başındaki kötümserin ‘Bunlar yenilemez. Yenilse de gitmez, kaybetse de bırakmaz’ diyenin çaresi buradadır.” dedi.
“HALK TV’YE YAPILAN MÜDAHALE MALİ SORUŞTURMAYLA AÇIKLANAMAZ”
Kayyım uygulamasının televizyon kanalının yayın faaliyetlerini durduracak şekilde yürütülmesini eleştiren Özel, mali soruşturmalarla basın kuruluşlarının yayın politikalarının birbirinden ayrılması gerektiğini savundu.
Özel, “Peki bu kişinin mallarından, şirketlerindeki varlıklarından biri, bir televizyon kanalıysa, bu televizyon kanalı en çok izlenen kanalsa, bu televizyon kanalı reklam alıyor, kendini döndürüyor, çalışanlarının maaşını ödüyorsa, senin bu yaptığın operasyon da mali bir operasyonsa, bu kanalı durdurmaya, bu kanalın reklam almasını engellemeye nasıl bir açıklama getirebilirsiniz?” diye konuştu.
Halk TV’ye yönelik işlemin Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen mali soruşturmanın ötesinde sonuçlar doğurduğunu ileri süren Özel, “Buradan ilan ve ifşa ederiz ki Halk TV’ye yapılan iş, Cafer Mahiroğlu ile bir mali işlem, mali soruşturma değil; o kisve altında Halk TV’nin yayınlarını susturma, basını susturma, kara düzeni eleştirenleri susturma, halkın haber alma hakkına engel olma girişimidir.” dedi.
Özel, “Bu yüzden bu dört başı mamur bir darbedir.” ifadesini kullanarak uygulamaya tepki gösterdi.
“ANAYASA MAHKEMESİ’NE TARİH ÖNÜNDEKİ SORUMLULUĞUNU HATIRLATIYORUZ”
Basın ve sosyal medya kuruluşlarına yönelik erişim engellemelerine de değinen Özel, yalnızca Halk TV ile değil, farklı yayın organlarıyla da dayanışma içinde olduklarını söyledi.
Özel, “Bugün burada elbette Halk TV’nin önündeyiz ancak sadece Halk TV için ses yükseltmiyoruz. T24’ten Tele1’e kadar tüm kanallara, engellenen tüm mecralara sahip çıkıyoruz. Darbe bahanesiyle çökülen İMC’yi, Hayat TV’yi unutmuyoruz.” dedi.
Sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerini eleştiren Özel, partisinin Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuruyu hatırlattı.
Özel, “Buradan Anayasa Mahkemesi’ne 21 Eylül tarihinde verdiğimiz dilekçeyle temmuz ayında çıkan ve erişim engelini sarayın atadığı bir kişiye ve sarayın anlık talimatlarına bağlayan kanuna karşı Anayasa Mahkemesi’nin önündeki dosyamızı hatırlatıyor, Anayasa Mahkemesi’ne tarih önündeki bu sorumluluğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE 180 ÜLKE ARASINDA 163’ÜNCÜ SIRADA”
Türkiye’nin basın özgürlüğü alanındaki uluslararası konumunu değerlendiren Özel, ekonomik sorunların çözümü için demokratik kurumların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Özel, “Esas karamsarlık, bu liyakatsiz düzendeki esas sorun, Türkiye’nin 180 ülke arasında basın özgürlüğü endeksinde 163’üncü sırada olmasıdır. Esas sıkıntı Türkiye’nin basın özgürlüğünde Sudan’dan ve Irak’tan geride olmasıdır.” dedi.
Basın özgürlüğü ile ekonomik istikrar arasında doğrudan ilişki bulunduğunu savunan Özel, “Basın özgür değilse, düşünce özgür değilse, mahkemeler tarafsız değilse o ülkenin ekonomisinin düzelmesi asla ve asla mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.
Özel, gelir dağılımında, vergide ve sosyal politikalarda adaletin sağlanmasının yanı sıra yargı ve medya kurumlarının siyasi müdahalelerden bağımsız hale getirilmesi gerektiğini belirtti.
Gelecekte hiçbir siyasi iktidarın yargıyı, medyayı ve devlet kurumlarını kendi denetimine alamayacağı bir düzen kurulmasını hedeflediklerini dile getirdi.
“BEN ŞİDDETE DEĞİL, MÜCADELEYE VE DİRENMEYE ÇAĞIRIYORUM”
Gazetecilerin ve basın meslek örgütlerinin 14 ilde düzenleyeceği etkinliklere destek çağrısında bulunan Özel, vatandaşları cumartesi günü saat 14.00'te gerçekleştirilecek buluşmalara davet etti.
Bu çağrısının bazı medya kuruluşlarınca farklı şekilde yansıtıldığını savunan Özel, A Haber'in yayınlarına tepki gösterdi.
Özel, “A Haber çıkmış, iktidarın borazanı A Haber, diyor ki ‘Özgür Özel milleti sokağa çağırıyor. Özgür Özel sokakları karıştırmaya çağırıyor. Yakıp, yıkmaya çağırıyor.’ Buradan A Haber’e sesleniyorum. Ben şiddete çağırmam, ben kargaşaya çağırmam. Ama şunu bil ki ben mücadeleye, direnmeye çağırıyorum. Sokaklara çağırıyorum. Meydanlara çağırıyorum.” dedi.
Demokratik protesto hakkını savunduklarını belirten Özel, “Biz barıştan, kardeşlikten ve kimsenin canının yanmamasından yanayız.” ifadelerini kullandı.
Gazetecilerle birlikte hareket edeceklerini söyleyen Özel, “Gazeteciler cumartesi sokağa iniyor, biz de onlarla birlikte sokağa iniyoruz. Biz de onlara destek oluyoruz. Gazeteciysen sen de sokağa inersin, bu onurlu mücadeleye destek verirsin.” açıklamasında bulundu.
“TÜRKİYE BU KARA KIŞTAN MUTLAKA ÇIKACAK”
Konuşmasının son bölümünde basın özgürlüğü ve demokrasi mücadelesinin devam edeceğini vurgulayan Özel, siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekti.
Özel, “Elbette gazetecilerle dayanışma içinde olacağız. Elbette nerede olmamız gerekiyorsa orada olacağız. Türkiye bu kara kıştan mutlaka çıkacak. Mutlaka kurtulacak. Milletin coşkun akan selinin önünde hiç kimse duramayacak.” dedi.
Mitinge katılanlara teşekkür eden Özel, “Mücadele bizim, meydan bizim, sokak bizim. Korku onlara kalsın, cesaret bizim.” ifadelerini kullandı.
Özel, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Durmayacağız, ayrılmayacağız, sinmeyeceğiz, kötülüğü hep beraber yeneceğiz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum arkadaşlar. Bu mücadeleyi hep birlikte sürdürmeye var mıyız? Birlikte yürüyecek miyiz? Yan yana yürüyecek miyiz? Sonuna kadar yürüyecek miyiz? Haydi o zaman, yürüyelim arkadaşlar.”
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0