İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy: “Tarım bütçesinde istatistiği bir yalan olarak kullanıyorlar”

İYİ Parti Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, tarım bütçesinde açıklanan 1 trilyon 305 milyar liralık kaynağın çiftçiye doğrudan destek anlamına gelmediğini belirterek hükümetin tarım politikalarını eleştirdi. Tarımsal desteklerin yasal düzenlemelerin gerisinde kaldığını savunan Ulusoy, hayvancılık verilerinden gıda ithalatına, üretim planlamasından market fiyatlarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Ekim 22, 2026 - 13:24
 0  1
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy: “Tarım bütçesinde istatistiği bir yalan olarak kullanıyorlar”

İYİ Parti Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında tarım bütçesi, çiftçilere verilen destekler, hayvancılık istatistikleri, gıda arzı ve tarımsal üretim politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ulusoy, hükümetin açıkladığı tarım bütçesinin çiftçilere sağlanan doğrudan destek miktarını yansıtmadığını savunarak “İstatistiği bir yalan olarak kullanıyorlar.” dedi.

“Devletin Yatırımlarını Çiftçiye Destek Olarak Gösteriyorlar”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın bütçede tarıma 1 trilyon 305 milyar lira kaynak ayrıldığını açıkladığını hatırlatan Ulusoy, söz konusu tutarın kapsamına ilişkin eleştirilerde bulundu.

Ulusoy, açıklanan rakamların çiftçiler açısından ilk etapta olumlu karşılandığını ancak bütçe kalemleri incelendiğinde farklı bir tabloyla karşılaştıklarını belirterek şunları söyledi:

“Biz bunu duyunca memleket ve çiftçi adına sevindik ama açılımlarına bakınca her sene yaptıkları gibi istatistiği bir yalan olarak kullandıklarını gördük. Örneğin tarımsal destekler için 325 milyar denmiş ama buna kredi desteği denmiş. Zaten yüzde 50'yi geçmiş faizlerin yarısını verseniz bile yüzde 25 yapar. Çiftçi ona da ulaşamıyor.”

Tarımsal yatırımların doğrudan çiftçi desteği olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Ulusoy, kamu yatırımları ile üreticiye verilen desteklerin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti.

“Bir de tarım sektörü yatırım ödenekleri denmiş. Peki ne denmek isteniyor? Devlet Su İşleri bir yere baraj yapmış, köy yolları yapılmış veya tamir edilmiş. Bunlar çiftçiyle ilgili şeyler değil, bunlar devletin yatırımları. Bunu çiftçiye tarım desteği olarak ilan etmişler.”

Tarımsal kamu iktisadi teşebbüslerinin finansmanının da destek bütçesine dahil edilmesini eleştiren Ulusoy, şöyle devam etti:

“Tarımsal KİT'lerin finansmanı ve ihracat da denmiş. Çaykur gibi, Türk Şeker gibi çiftçiden ürün alan KİT'leri zarar ettiriyorsanız bunun yükünü çiftçinin sırtına yükleyemezsiniz. Siz Çaykur'u ve Türk Şeker'i yanlış yönetiyorsunuz. Çiftçinin desteğini ayrı vereceksiniz.”

“Hükümet 5 Vermesi Gerekirken 1 Veriyor”

5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesine dikkat çeken Ulusoy, tarımsal desteklerin gayrisafi millî hasılanın yüzde 1'inden az olamayacağını hatırlattı.

Kanunun doğrudan üreticiye sağlanacak destekleri esas aldığını belirten Ulusoy, bütçede yer alan diğer harcamaların bu kapsamda gösterilmesini eleştirdi.

“Bakın yatırım demiyor, KİT zararı demiyor. Çiftçinin ürününe, yetiştirdiği hayvana, onun iş ve işlemleriyle ilgili kısma destek ayıracaksın diyor. Peki bu durumda ne olması gerekirdi? Hesapladık. 1 trilyon 112 milyar TL tarımsal destek ayrılması gerekiyordu. Cevdet Yılmaz'ın açıklamasına göre sadece 235 milyar TL ayrılmış.”

Açıklanan destek tutarının yasal yükümlülüğün oldukça altında kaldığını savunan Ulusoy, “Hükümet 5 vermesi gerekirken 1 veriyor.” ifadesini kullandı.

Ulusoy, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:

“Bu yalanı her sene tekrarlamaya başladılar. Biz de her sene bıkmadan, usanmadan bu yalana cevap vereceğiz. Çiftçiye vereceğinizi, başka şeyleri de buna ilave ederek veriyormuş gibi gösteremezsiniz. Tarımsal destek açıktır. İnsanın ürününe, hayvanına, ağacına destek vermek zorundasınız.”

“Türkiye'nin Tarımsal Üstünlüğü Yeni Kazanılmış Bir Başarı Değil”

Türkiye'nin bulgur, fındık, kuru üzüm, kuru kayısı, incir, ayva ve dondurulmuş alabalık gibi ürünlerde dünya birincisi olduğuna yönelik açıklamaları da değerlendiren Ulusoy, bazı ürünlerdeki üretim üstünlüğünün geçmişten gelen bir durum olduğunu belirtti.

Türkiye'nin özellikle fındık, kuru incir ve kuru kayısı üretiminde uzun yıllardır önemli bir konumda bulunduğunu ifade eden Ulusoy, mevcut üretim rakamlarının yeni elde edilmiş başarılar gibi sunulmasına tepki gösterdi.

“Dondurulmuş alabalığı çıkın, Türkiye zaten diğer saydığımız ürünlerde eskiden bu yana dünya birincisi. Biz zaten ezelinden bu yana en çok fındık üreten ülkeyiz. Biz eskiden bu yana en çok kuru incir ve kuru kayısı üreten ülkeyiz.”

Ulusoy, açıklanan başarıların geçmişten devralınan tarımsal kapasiteyle ilişkili olduğunu savunarak, “Bunu yeni bir şeymiş gibi söylemeleri Yahudi'nin eski hesap defterlerini karıştırması gibi. Borca battıkça eski hesap defterlerini karıştırıyorlar. Bu ürünlerde Osmanlı döneminden başlayan bir üstünlüğümüz var.” ifadelerini kullandı.

“Hayvan Kesilse Bile Kayıt Üzerinde Yaşamaya Devam Ediyor”

Hayvancılık sektörüne ilişkin açıklanan istatistiklerin gerçeği yansıtmadığını öne süren Ulusoy, Türkiye'de 17 milyonu aşkın büyükbaş hayvan bulunduğu yönündeki verileri sorguladı.

Türkiye İstatistik Kurumu ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen sayım çalışmalarının beyana dayalı olmasını eleştiren Ulusoy, hayvan varlığına ilişkin kayıtların güncelliği konusunda soru işaretleri bulunduğunu savundu.

“Sizin bu istatistikleriniz doğru değil. TÜİK ve Tarım Bakanlığı sayım yapacağız diye yola çıktılar ama beyana tabi olduğu için o sayımdan da bir şey çıkmıyor. Net bir şey soruyoruz. Bizim sağılır inek yaş ortalamamız kaçtır? Bunu neden sorduğumu Tarım Bakanı anlayacaktır.”

Hayvanların yaşlarına ilişkin kayıtlarda tutarsızlıklar bulunduğunu iddia eden Ulusoy, şöyle konuştu:

“Çünkü Türkiye'de genelde 8 yaşında kabul ederiz ama istatistiklerimizde 15-20 yaşında inekler var. Peki bu ne demek? Hayvan kesilse bile kayıt üstünde yaşamaya devam ediyor. Bu istatistiklerle bir sonuca varamayız.”

“7,5 Milyon Sağılır İnek Varsa Buzağı Sayısı Neden Daha Az?”

Büyükbaş hayvan sayıları ile yıllık buzağı kayıtları arasında uyumsuzluk bulunduğunu ileri süren Ulusoy, hayvancılık verilerinin sağlıklı üretim planlaması yapılmasını zorlaştırdığını belirtti.

Ulusoy, şu ifadeleri kullandı:

“7,5 milyon civarında sağılır inek olduğunu düşünürsek 7,5 milyon civarında da buzağı beklenir. Ancak bizim yıllık buzağı küpe takma oranımız 4,5-5 milyon civarında. Peki bu durumda biz 2 milyon buzağıyı öldürüyor muyuz?”

Resmî istatistiklerin hayvancılık sektörünün mevcut durumunu doğru ortaya koymadığını savunan Ulusoy, açıklanan rakamlarla piyasadaki fiyatların birbirini desteklemediğini söyledi.

“Dolayısıyla vermiş oldukları rakamların pek çoğu maalesef doğru değil. Doğru olsa Türkiye'de kırmızı etle ilgili bir ucuzluk olurdu. Türkiye kendine yeten ülke haline gelirdi.”

“Türk Milletinin Gıda Arzını Sağlayamadınız”

Türkiye'nin 15 ürün dışında kendine yeterli olduğu yönündeki açıklamalara da tepki gösteren Ulusoy, ithalata bağımlı olunan ürünlerin günlük gıda tüketiminde önemli yer tuttuğunu belirtti.

Hububat, bakliyat, kırmızı et, soya, mısır, ayçiçek yağı ve pirinç gibi temel gıda ürünlerine dikkat çeken Ulusoy, bu ürünlerdeki dışa bağımlılığın gıda güvenliği açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“O 15 ürün ise soframızın yüzde 80-85'i. Hububat, bakliyat, kırmızı et, soya, mısır, soframızda en çok tüketilen yağ olan ayçiçek yağı, çeltik, pirinç. Biz zaten soframızın yüzde 85'inde dışarı bağımlıyız. Diğerlerinde bağımlı olsak ne, olmasak ne.”

Gıda arzına ilişkin hükümet politikalarını eleştiren Ulusoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İster zengin sofrası ister gariban sofrası. Türk milletinin gıda arzını sağlayamamışsınız. Bunu da bütçede büyük bir devrim gibi, bu işi başardık gibi anlatıyorsunuz.”

“Sorunumuz Üretmek Değil, Fiyatlandırma ve Planlama”

Türkiye'nin tarımsal üretim potansiyelinin mevcut nüfusun çok üzerinde bir topluluğu beslemeye yeterli olduğunu savunan Ulusoy, temel sorunun üretim kapasitesinden ziyade tarımsal planlama ve fiyatlandırma politikalarında bulunduğunu söyledi.

Türkiye'nin 300-400 milyonluk nüfusu besleyebilecek tarımsal potansiyele sahip olduğunu ifade eden Ulusoy, “Sorunumuz üretmek değil. Sorunumuz fiyatlandırma, sorunumuz planlama. Planlı bir üretim yok.” dedi.

İç tüketim ve ihracata yönelik üretim planlamasının yetersiz olduğunu belirten Ulusoy, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye'nin iç arza yetecek ürün planlaması olmadığı gibi ihraç edeceği ürünler de planlanmış değil. Bu bakımdan durmadan bir dalgalanma yaşanıyor. Yakın zamanda Akdeniz'den Ege'ye, İç Anadolu'dan Karadeniz'e Türkiye'nin pek çok bölgesini gezdik. Fiyatlamada sorunumuz var. Bunları arz etmede sorunumuz var.”

“Çiftçi Zarar Ediyor Ama Tüketici Ucuza Alamıyor”

Üretici fiyatları ile market fiyatları arasındaki farkın tarım sektöründeki temel sorunlardan biri olduğunu belirten Ulusoy, Mersin ve Manisa'daki zeytin fiyatlarını örnek gösterdi.

Ulusoy, üreticinin düşük fiyatlarla ürün satmasına rağmen tüketicinin market raflarında aynı oranda fiyat düşüşüyle karşılaşmadığını savundu.

“Hem Mersin Mut'ta hem de Manisa'da yağlık zeytin 10 liraydı. Peki size soruyorum; marketlerde zeytinyağı fiyatları düşmüş mü? Üzüm, incir, elma fiyatları yerlerde ancak marketlerde anlamlı bir düşüş var mı?”

Tarımsal üretim ile ürünlerin tüketiciye ulaştırılması süreçlerinin ayrı ayrı planlanması gerektiğini vurgulayan Ulusoy, mevcut politikaların hem çiftçiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkilediğini ileri sürdü.

“Şunu anlatmaya çalışıyoruz; çiftçi zarar etse bile yanlış politikalar nedeniyle şehirdeki insanlar bunu ucuza alamıyorlar. Üretim ayrı, bunun arzı ayrı bir planlamadır.”

Hükümetin piyasa müdahalelerinin üretim ve fiyat istikrarı üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu savunan Ulusoy, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye'yi hiç yönetmeseler daha iyi olacak bir biçimde yönetiyorlar. Belki piyasa kendi gerçeklerini bulabilir, fakat yaptıkları müdahalelerle hem çiftçiyi hem de üretimi sıkıntıya sokuyorlar.”

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0