Eski Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi İlter Kuşoğlu’nun 11 Yıllık Dosyasında Yeni Belgeler: “O Listede Neden Vardım” Sorusu Yargıya Taşındı

Eski Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi İlter Kuşoğlu, 2015 yılında Başbakanlığa yapılan personel atamasına ilişkin aynı tarihli 10 ve 20 kişilik iki farklı listenin ortaya çıkması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu, Ankara 10. İdare Mahkemesinden yargılamanın yenilenmesini istedi. Kuşoğlu, belgelerin asıllarının, personel seçim ölçütlerinin ve dönemin devlet kayıtlarının incelenmesini talep ederken, 15 Temmuz sonrasında ilgili birimde yürütülen FETÖ soruşturmaları da başvurularında araştırılmasını istediği konular arasında yer aldı.

Kasım 1, 2026 - 12:59
 0  1
Eski Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi İlter Kuşoğlu’nun 11 Yıllık Dosyasında Yeni Belgeler: “O Listede Neden Vardım” Sorusu Yargıya Taşındı

ANKARA Kerim Akbaş – Eski Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi İlter Kuşoğlu'nun 2015 yılında Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimine atanmasına ilişkin idarî süreç, 11 yıl sonra elde edilen belgelerle yeniden yargının gündemine taşındı. Başbakanlığın 10 personel talep ettiği süreçte, aynı tarihi taşıyan ancak eklerinde 10 ve 20 farklı isim bulunan iki ayrı belge grubunun ortaya çıkması, Kuşoğlu'nun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusunun ve Ankara 10. İdare Mahkemesine sunduğu yargılamanın yenilenmesi talebinin merkezinde yer aldı.

İlter Kuşoğlu, 19 Ekim 2026 tarihinde fiilen elde ettiği belgelerin, 2015 yılındaki personel seçiminin hangi ölçütlerle gerçekleştirildiğinin ve önceki yargılamada kullanılan belgelerin doğruluğunun yeniden incelenmesini gerektirdiğini savundu.

Başvurularında kişilerin peşinen suçlu ilan edilmesini istemediğini belirten Kuşoğlu, “Bana inanmayın; devletin kendi belgelerine bakın.” yaklaşımıyla belge asıllarının, elektronik kayıtların ve arşivlerin araştırılmasını talep etti.

2014'TE TBMM KAYITLARINA GİREN DENETİM FAALİYETLERİ

İlter Kuşoğlu'nun kaçakçılık, yolsuzluk ve kamu kaynaklarına ilişkin denetim faaliyetleri, 2015 yılındaki tartışmalı atamasından önce de kamuoyuna ve Türkiye Büyük Millet Meclisi kayıtlarına yansıdı.

2012 yılında Türk Time dergisi tarafından “Yılın Mücadele Adamı” seçilen Kuşoğlu, 2013 yılında yayımlanan basın haberlerinde de yolsuzlukla mücadele faaliyetleri ve hakkında uygulanan idarî işlemlerle gündeme geldi.

Söz konusu haberlerde, Kuşoğlu'nun “istifa etmiş sayılması” yönündeki idarî işlemin Ankara 15. İdare Mahkemesince iptal edildiği aktarıldı. 2014 yılında Danıştay 5. Dairesinin Kuşoğlu'yla ilgili bir uyuşmazlıkta verdiği karar da basına yansıdı.

2006 tarihli resmî bir soru önergesi cevabında ise Kuşoğlu'na 1993 yılından itibaren re'sen inceleme ve soruşturma yapma yetkisi verildiği, hazırladığı bazı raporların cumhuriyet başsavcılıkları ve ilgili kamu kurumlarına gönderildiği kaydedildi.

“YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE EDENLERLE MÜCADELE ETMEK”

7 Kasım 2014 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Gümrük ve Ticaret Bakanlığının bütçesi görüşülürken Kuşoğlu'nun mesleki faaliyetleri ve hakkında tesis edilen idarî işlemler gündeme getirildi.

Komisyon konuşmasında, Kuşoğlu'nun devlete ait silah ve mühimmatın usulsüz kullandırıldığı iddialarından uluslararası uyuşturucu kaçakçılığına, dâhilde işleme rejimindeki suistimallerden kara para ve mücevherat kaçakçılığı iddialarına kadar çeşitli alanlarda yürüttüğü çalışmalar anlatıldı.

Sınır kapılarındaki güvenlik açıkları, kamu görevlilerine ilişkin rüşvet ve irtikâp iddiaları ile Cilvegözü Sınır Kapısı'ndaki saldırı öncesinde hazırlandığı belirtilen güvenlik raporları da konuşmada yer aldı.

Söz konusu değerlendirmelerin Meclis konuşmasında dile getirilen iddialar olduğu, her birinin bağımsız yargı kararıyla doğrulandığı anlamına gelmediği önem taşıyor.

Komisyonda Kuşoğlu hakkındaki idarî uygulamalar eleştirilirken şu ifadeler kullanıldı:

“Bir ülke, kendi evlatlarını -dürüst, namuslu, kamu için çalışan, vatandaşın, yetimin hakkını, hukukunu koruyan- yemeye başladı.”

Konuşmada ayrıca, “Yolsuzluklarla mücadele edenlerle mücadele etmek.” anlayışının sürdürülmesinin gelecekte kamu adına görev yapacak denetim elemanlarını da olumsuz etkileyebileceği görüşü dile getirildi.

Bu açıklamaların 2015 yılındaki atamadan yaklaşık 10 ay önce TBMM kayıtlarına girmiş olması, Kuşoğlu'nun yeni başvurularında üzerinde durduğu kronolojik gelişmeler arasında bulunuyor.

BAŞBAKANLIK 10 PERSONEL İSTEDİ, BAKANLIK 10 İSİM BİLDİRDİ

Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, 21 Ağustos 2015 tarihli ve 9133 sayılı yazısıyla Gümrük ve Ticaret Bakanlığından Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörü kadrolarında görevlendirilmek üzere 10 personelin bildirilmesini istedi.

Başbakanlığın talebinde, ilgili kariyer unvanlarında görev yapan personelin hizmet cetvellerinin de gönderilmesi öngörüldü.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, 27 Ağustos 2015 tarihli ve 53127743/25-1006 sayılı yazıyla naklen atanmasına muvafakat edilen 10 personelin listesini Başbakanlığa bildirdi.

İlter Kuşoğlu da bu listede yer aldı.

Ancak daha sonraki yargılama sürecinde aynı tarihi taşıyan ve ekinde 20 kişinin bulunduğu farklı bir belge ortaya çıktı.

AYNI TARİHLİ İKİ BELGEDE 10 VE 20 KİŞİLİK LİSTELER

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin 20 Mayıs 2016 tarihinde Ankara 1. İdare Mahkemesine gönderdiği belgeler arasında 27 Ağustos 2015 tarihli ikinci bir yazı da bulunuyordu.

Kuşoğlu'nun başvurularında aktardığı karşılaştırmaya göre ikinci yazının ilgi kısmı, imza makamı ve içeriği ilk belgeyle büyük ölçüde örtüşmesine rağmen, ilk yazıdaki 1006 tam evrak numarası elde edilen ikinci örnekte görünmüyordu.

Daha önemli farklılık ise ekindeki personel listesinde ortaya çıkıyordu.

İlk belgede 10 kişi bulunurken, ikinci belgenin ekinde 20 isim yer alıyordu.

Kuşoğlu, 2026 yılında karşılaştırılabilir hâle gelen bu belgelerin hangi idarî süreçlerde hazırlandığının ve gerçek personel seçiminde hangisinin esas alındığının belirlenmesini istedi.

Başvurularda, iki belge arasındaki farklılığın tek başına sahtecilik veya hileyi kanıtlamadığı; böyle bir değerlendirmenin ancak belge asılları, resmî kayıtlar ve teknik incelemeler sonucunda yapılabileceği vurgulandı.

“KAYITLARDA YOK” DENİLEN BELGE MAHKEME SAVUNMASINDA YER ALDI

İlter Kuşoğlu, 9 Eylül 2015 tarihinde Ankara 10. İdare Mahkemesinde açtığı davada atamasına dayanak oluşturan muvafakat yazısının getirtilmesini talep etti.

25 Eylül 2015 tarihinde Bilgi Edinme Hakkı kapsamında da söz konusu belgeleri istedi.

Kuşoğlu'nun aktardığı dosya bilgilerine göre, 6 Ekim 2015 tarihli cevaplarda talep ettiği bilgi ve belgelerin kayıtlarda bulunmadığı bildirildi.

Buna karşılık Gümrük ve Ticaret Bakanlığının aynı dönemde Ankara 10. İdare Mahkemesine sunduğu savunmada, 27 Ağustos 2015 tarihli ve 53127743/25-1006 sayılı muvafakat işlemine açıkça atıf yapıldı.

Kuşoğlu, bu farklılığın giderilmesi için elektronik belge yönetim sistemi kayıtlarının, gelen-giden evrak defterlerinin, zimmet bilgilerinin ve mahkeme dosyalarının incelenmesini talep etti.

Başvurularda, “Kayıtlarda bulunmadığı bildirilen belgenin aynı dönemde mahkeme savunmasında nasıl yer aldığı.” sorusunun resmî kayıtlarla açıklığa kavuşturulması istendi.

2017'DEKİ MAHKEME KARARI YENİDEN İNCELENSİN TALEBİ

Ankara 10. İdare Mahkemesi, 31 Mart 2017 tarihli kararında İlter Kuşoğlu'nun Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörü olarak atanmasında hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetti.

Mahkeme, alanında uzman personelin Başbakanlık bünyesinde danışmanlık amacıyla oluşturulan bir birimde görevlendirilmesini kamu yararı ve hizmet gerekleri kapsamında değerlendirdi.

Kuşoğlu ise 2026 yılında elde edilen belgelerin, mahkeme kararının dayandığı personel seçimi sürecinin maddi temelini yeniden değerlendirmeyi gerektirdiğini ileri sürdü.

Yargılamanın yenilenmesi talebinde, “Personeli gerçekte kim seçti, hangi objektif ölçütler uygulandı ve 20 kişilik listenin idarî işlevi neydi?” sorularının araştırılması istendi.

Kuşoğlu'nun başvurusu, 2017 tarihli hükmün kendiliğinden geçersiz olduğunu değil, yeni belgelerin önceki yargılamanın sonucunu etkileyebilecek nitelikte olup olmadığının incelenmesini amaçlıyor.

15 TEMMUZ SONRASI FETÖ SORUŞTURMALARI DA DOSYADA

İlter Kuşoğlu'nun görev yaptığı Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimi, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından yürütülen FETÖ/PDY soruşturmalarıyla da gündeme geldi.

Anadolu Ajansının 28 Temmuz 2016 tarihli haberine göre, birimde görev yapan bazı kişiler hakkında FETÖ soruşturması kapsamında operasyon düzenlendi.

Haberde, haklarında gözaltı kararı verilen bazı personelin daha önce Maliye Bakanlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı gibi kurumlarda çalıştıkları aktarıldı.

8 Ağustos 2016 tarihinde aynı soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 18 şüpheliden 16'sının FETÖ/PDY üyeliği suçlamasıyla tutuklandığı bildirildi.

Bu soruşturmalar, İlter Kuşoğlu hakkında FETÖ bağlantısı bulunduğunu göstermiyor.

Kuşoğlu'nun başvurularındaki temel iddia ise farklı bir noktada yoğunlaşıyor.

Eski Başmüfettiş, geçmişte yasa dışı yapılanmalar, kaçakçılık ve yolsuzluk iddialarıyla mücadele ettiğini belirterek, bu faaliyetlerine ilişkin devlet kayıtlarının çıkarılmasını ve 2015 yılındaki personel seçiminde bu geçmişinin etkili olup olmadığının araştırılmasını istiyor.

Kuşoğlu, örgütle bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilerin korunup korunmadığının ve kendisi gibi yasa dışı yapılanmalarla mücadele ettiğini belirten personelin etkisizleştirilmesinde söz konusu idarî mekanizmanın kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesini talep ediyor.

Bu hususlar kesinleşmiş yargısal tespitler değil, suç duyurusu ve idarî yargı başvurularında araştırılması istenen iddialar olarak yer alıyor.

“2015 YILINDA DEVLETİN ELİNDE HANGİ BİLGİLER VARDI?”

İlter Kuşoğlu'nun başvurularında, 20 kişilik listede bulunmasına rağmen nihai 10 kişilik listede yer almayan bazı kişiler hakkında sonraki yıllarda FETÖ/PDY kapsamında idarî veya adlî işlemler yapıldığı da ileri sürüldü.

Ancak Kuşoğlu'nun dilekçesinde, bir kişinin 15 Temmuz sonrasında soruşturma geçirmesinin veya kanun hükmünde kararnameyle kamu görevinden çıkarılmasının, o kişinin 27 Ağustos 2015 tarihinde örgüt bağlantısının resmî makamlarca bilindiğini tek başına kanıtlamayacağına dikkat çekildi.

Bu nedenle araştırmanın, sonradan ortaya çıkan gelişmelerle sınırlı tutulmaması istendi.

Kuşoğlu, 27 Ağustos 2015 itibarıyla ilgili kişiler hakkında devletin elinde hangi somut bilgilerin bulunduğunun belirlenmesini talep etti.

Başvurularda, personel seçimini gerçekleştiren makamların o tarihte sahip olduğu bilgilerin, atamanın amacı ve seçimin objektif ölçütlere dayanıp dayanmadığı açısından önem taşıdığı savunuldu.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN FETÖ İLE MÜCADELE MESAJLARI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 15 Temmuz 2026 tarihinde FETÖ ile mücadeleye ilişkin yaptığı açıklamalar da dosyada aktarılan genel hukukî çerçeveyle birlikte gündeme geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında “FETÖ olduğu sürece FETÖ'yle mücadele de olacaktır.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, mücadelenin hukuk zemininde ve tehdit tamamen ortadan kaldırılıncaya kadar sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

16 Temmuz 2026 tarihli açıklamasında ise “FETÖ'nün kökü kurutulana kadar mücadelemiz sürecek.” mesajını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklamaları, İlter Kuşoğlu'nun somut iddialarını doğruladığı veya başvurularını desteklediği anlamına gelmiyor.

Kuşoğlu'nun talepleriyle açıklamalarda ortaya konulan genel yaklaşımın kesiştiği nokta, FETÖ ile mücadelenin hukuk çerçevesinde ve somut deliller üzerinden yürütülmesi gerekliliği olarak öne çıkıyor.

BAŞBAKANLIĞIN KAPATILMASININ ARDINDAN SAĞLIK BAKANLIĞINA ATANDI

2018 yılında Başbakanlığın kapatılmasının ardından İlter Kuşoğlu, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünde Sağlık Uzmanı olarak görevlendirildi.

Uzun yıllar gümrük denetimi, dış ticaret, kaçakçılık ve soruşturma alanlarında çalışan Kuşoğlu, 2018 yılında Danıştaya sunduğu dilekçede bu görevlendirmeye de itirazlarını dile getirdi.

Kuşoğlu, 2015 yılındaki atamasının gerekçeleri arasında gösterilen mesleki uzmanlık ve liyakat değerlendirmesiyle daha sonra görevlendirildiği sağlık uzmanlığı kadrosu arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekti.

Başvurularında, “Kamu yararı ve hizmet gerekleri.” değerlendirmesinin, mesleki deneyimiyle doğrudan örtüşmeyen sonraki görevlendirmeler bakımından da incelenmesini istedi.

Söz konusu görevlendirmenin tek başına 2015 tarihli işlemin hukuka aykırılığını kanıtlamadığı, ancak personel politikasının hangi amaçlarla uygulandığının araştırılmasında dikkate alınabilecek gelişmelerden biri olduğu savunuldu.

“20 KİŞİLİK LİSTENİN ASLI NEREDE?”

İlter Kuşoğlu'nun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu suç duyurusunda, 27 Ağustos 2015 tarihli belgelerin hazırlanma, kaydedilme, gönderilme ve yargı dosyalarına sunulma aşamalarının araştırılması istendi.

Kuşoğlu, 20 kişilik listenin gerçekten 2015 yılında hazırlanarak Başbakanlığa gönderilmiş olması hâlinde bunun elektronik ve fizikî evrak kayıtlarında karşılığının bulunması gerektiğini belirtti.

Bu kapsamda Ticaret Bakanlığı ve Başbakanlığın ilgili arşivlerinde EBYS kayıtlarının, belge kimliklerinin, versiyon geçmişlerinin, zimmet bilgilerinin ve ek kayıtlarının incelenmesini talep etti.

Ayrıca mahkeme dosyalarındaki belge hareketlerinin ve “Aslının Aynıdır” tasdiklerinin hangi asıl belgelere dayandırıldığının tespit edilmesini istedi.

Kuşoğlu'nun suç duyurusunda, ihtiyaç duyulması hâlinde teknik bilirkişi incelemesi yapılması da talep edildi.

Başvuruların temelinde, 10 ve 20 kişilik listelerin hangi tarihte, kimler tarafından ve hangi idarî gerekçelerle oluşturulduğunun ortaya çıkarılması bulunuyor.

2014'TEKİ MECLİS KONUŞMASIYLA 2026'DAN GELEN BELGELERİN BAĞLANTISI

Kuşoğlu'nun yeni başvurularında, 7 Kasım 2014 tarihli TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu konuşmasının kronolojik önemine de dikkat çekildi.

Komisyon görüşmelerinde Kuşoğlu'nun denetim faaliyetleri ve hakkında uygulandığı öne sürülen idarî işlemler tartışılırken, henüz 2015 yılındaki Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimi ataması yapılmamıştı.

Aynı şekilde 10 ve 20 kişilik belgeler arasındaki farklılık gündeme gelmemiş, 15 Temmuz darbe girişimi ve ilgili birimdeki FETÖ soruşturmaları yaşanmamıştı.

Kuşoğlu, bu kronoloji doğrultusunda geçmiş denetim faaliyetlerinin ve yasa dışı yapılanmalara yönelik çalışmalarının 2015 yılındaki personel seçimini yapan makamlar tarafından bilinip bilinmediğinin araştırılmasını talep ediyor.

TBMM'deki konuşmanın yeni iddiaları tek başına kanıtlamadığı, ancak Kuşoğlu'nun mesleki faaliyetlerine ve karşılaştığını öne sürdüğü idarî uygulamalara ilişkin tartışmaların 2015 atamasından önce de resmî kayıtlarda bulunduğunu gösterdiği değerlendiriliyor.

İKİ AYRI HUKUKÎ BAŞVURU AYNI TARİHE ODAKLANDI

İlter Kuşoğlu'nun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu ile Ankara 10. İdare Mahkemesine sunduğu yargılamanın yenilenmesi talebi, 27 Ağustos 2015 tarihli personel seçimi ve bu seçime ilişkin belgelerde birleşiyor.

Suç duyurusunda belgelerin doğruluğu, hazırlanma süreçleri ve varsa hukuka aykırı işlemlerin araştırılması istenirken, idarî yargı başvurusunda 31 Mart 2017 tarihli mahkeme kararının yeni belgeler ışığında yeniden ele alınması talep ediliyor.

Kuşoğlu, 19 Ekim 2026 tarihinde elde ettiği belgeler sayesinde ilk kez doğrudan karşılaştırabildiği listelerin, personel seçiminin gerçek ölçütlerini ortaya koyabilecek nitelikte olduğunu savunuyor.

Başvurular kapsamında, personel seçimini gerçekleştiren kişilerin belirlenmesi, Başbakanlığa gerçekte hangi listenin ulaştığının tespiti, mahkemelere sunulan belgelerin asıllarının bulunması ve ilgili döneme ait resmî bilgilerin incelenmesi isteniyor.

“O LİSTEDE İLTER KUŞOĞLU NEDEN VARDI?”

2015 yılında 10 personelin talep edilmesiyle başlayan, 2017 yılındaki mahkeme kararıyla devam eden ve 2026 yılında elde edilen belgelerle yeniden gündeme gelen dosyada, personel seçiminin gerçek amacı hâlen araştırılması istenen temel konuyu oluşturuyor.

İlter Kuşoğlu, hakkındaki değerlendirmelerin yalnız kendi beyanlarına dayanılarak yapılmasını değil, geçmişte düzenlediği denetim raporları ile 2015 yılındaki personel seçimine ilişkin devlet kayıtlarının birlikte incelenmesini talep ediyor.

Kuşoğlu'nun başvurularıyla yanıt aradığı sorular arasında “10 kişilik listeyi kim hazırladı, 20 kişilik liste hangi amaçla oluşturuldu, Başbakanlığa hangi belge gönderildi ve İlter Kuşoğlu hangi kriterlerle seçildi?” başlıkları bulunuyor.

Belge farklılıklarının hukuka aykırı bir işlemden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve yeni belgelerin önceki yargı kararını etkileyip etkilemeyeceği, yetkili soruşturma ve yargı makamlarının incelemeleriyle açıklığa kavuşabilecek.

Kuşoğlu'nun başvurularında öne çıkan talep ise değişmiyor: “Bana inanmayın; devletin kendi belgelerine bakın.”

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0