CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: “235 milyar lira çiftçinin mazotunun bile bedeli değil”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında 2027 bütçe teklifinde tarımsal desteklere ayrılan 235 milyar lirayı eleştirdi. Çiftçinin kanundan doğan destek hakkının karşılanmadığını savunan Sarıbal, tarımsal destek açığının yaklaşık 2,94 trilyon liraya ulaştığını belirterek üreticilerin banka borçlarının faizlerinin silinmesini ve anaparanın uzun vadeye yayılmasını istedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında 2027 yılı bütçe teklifini, tarımsal destekleme ödeneklerini, çiftçilerin artan üretim maliyetlerini ve tarım ürünleri ithalatını değerlendirdi. Tarıma ayrıldığı açıklanan 1 trilyon 305 milyar liralık toplam kaynak ile doğrudan tarımsal destekleme ödeneğinin birbirinden farklı olduğunu vurgulayan Sarıbal, 235 milyar liralık desteğin üreticinin temel giderlerini dahi karşılamadığını söyledi.
“Basın Susarsa Vicdanlar Susar”
Basın toplantısına basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerle başlayan Sarıbal, gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı’nın tutuklanmasına tepki gösterdi. Belediye başkanlarına yönelik gözaltı ve tutuklamalar ile basın kuruluşları üzerindeki baskıları eleştiren Sarıbal, gazetecilerin toplumun gerçekleri öğrenmesindeki rolüne dikkat çekti.
Sarıbal, “Basın susarsa vicdanlar susar.” sözleriyle basın özgürlüğünün önemini vurguladı. Siyasete, ticarete ve baskıya boyun eğmeden görevini yapan basın emekçilerinin yanında olduklarını belirtti.
“Sapla Samanı Karıştırmayacağız”
2027 bütçe teklifinde tarıma ayrıldığı açıklanan 1 trilyon 305 milyar liralık kaynağın tamamının çiftçiye ödenecek desteklerden oluşmadığını belirten Sarıbal, söz konusu tutarın farklı bütçe kalemlerini kapsadığını ifade etti.
Sarıbal, tarımsal kredi destekleri için 325 milyar lira, tarım sektörü yatırımları için 268 milyar lira, tarımsal kamu iktisadi teşebbüslerinin finansmanı ve ihracat destekleri için 135 milyar lira öngörüldüğünü aktardı.
Tarımsal destekleme programlarına ayrılan tutarın ise yalnızca 235 milyar lira olduğunu söyleyen Sarıbal, bu miktarın açıklanan toplam tarım kaynağının yaklaşık yüzde 18’ine karşılık geldiğini kaydetti.
Bütçedeki farklı harcama kalemlerinin çiftçiye yapılan destek ödemeleri gibi sunulmaması gerektiğini vurgulayan Sarıbal, “Sapla samanı karıştırmayacağız.” dedi.
“İktidar Kendi Çıkardığı Kanuna Uymalı”
5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesini hatırlatan Sarıbal, tarımsal destekleme programları için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamayacağının kanunda açıkça düzenlendiğini belirtti.
2027 yılı için yaklaşık 111 trilyon liralık gayrisafi yurt içi hasıla öngörüldüğünü ifade eden Sarıbal, bu rakam üzerinden yapılan hesaplamada tarımsal desteklerin yaklaşık 1 trilyon 110 milyar lira olması gerektiğini savundu.
Sarıbal, 235 milyar liralık destekleme ödeneğinin kanunda belirtilen yüzde 1 ölçütü üzerinden hesaplanan tutarın yaklaşık beşte biri düzeyinde kaldığını söyledi.
Tarım Kanunu’nun 19’uncu maddesinde destekleme araçlarının tanımlandığını da hatırlatan Sarıbal, doğrudan gelir desteği, fark ödemeleri, telafi edici ödemeler, hayvancılık destekleri, tarım sigortası ve kırsal kalkınma desteklerinin bu kapsamda yer aldığını belirtti.
“Çiftçinin Alacağının Ödenmesi Gerekiyor”
Tarımsal destekleme ödeneklerinin yıllar içindeki gelişimini değerlendiren Sarıbal, 2007 yılından başlayarak 2027 yılı öngörüsünü de kapsayan hesaplamalarında, millî gelirin yüzde 1'i üzerinden belirlenen tutarlarla bütçeden ayrılan destekler arasında yaklaşık 2,94 trilyon liralık fark oluştuğunu ileri sürdü.
Bu farkı çiftçinin hükümetten alacağı olarak değerlendiren Sarıbal, “Açıkça net bir şekilde çiftçinin alacağının ödenmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
2026 yılında yaklaşık 168 milyar lira olan tarımsal destekleme ödeneğinin 2027 bütçe teklifinde 235 milyar liraya yükseltilmesinin yeterli olmadığını belirten Sarıbal, çiftçinin artan maliyetleri ve borç yükü dikkate alındığında desteklerin gerçek ihtiyacı karşılamadığını savundu.
“Çiftçinin Mazotunun Bile Bedeli Değil”
Üreticinin tarımsal girdi maliyetlerine ilişkin hesaplamalarını paylaşan Sarıbal, 2026 yılında çiftçilerin yalnızca mazot için yapacağı harcamanın 250 milyar lirayı aşacağını öngördüklerini açıkladı.
Sarıbal, aynı dönemde gübre harcamalarının 100 milyar lirayı, tarım ilacı giderlerinin 25 milyar lirayı, hayvancılıkta kullanılan fabrika yemine ilişkin harcamaların ise 600 milyar lirayı aşacağını hesapladıklarını belirtti.
2027 bütçe teklifindeki 235 milyar liralık destekleme ödeneğini bu maliyetlerle karşılaştıran Sarıbal, “Çiftçinin mazotunun bile bedeli değil.” sözleriyle bütçe tercihlerine tepki gösterdi.
Tarımın stratejik bir sektör ve millî güvenlik meselesi olarak tanımlandığını hatırlatan Sarıbal, iktidarın bu yaklaşımı bütçe politikalarına yansıtmadığını savundu.
Üretimin sürdürülebilirliği için toprağın, suyun, gıda güvencesinin ve gıda egemenliğinin korunması gerektiğini vurgulayan Sarıbal, bunun ancak üreticinin yeterli düzeyde desteklenmesiyle mümkün olacağını ifade etti.
“Sorun Paranın Yokluğu Değil, İktidarın Tercihleri”
Bütçede faiz giderlerine ayrılan kaynak ile tarımsal destekleme ödenekleri arasındaki farkı eleştiren Sarıbal, kamu kaynaklarının dağıtımında çiftçinin, emekçinin ve dar gelirli kesimlerin ihtiyaçlarının öncelikli olarak gözetilmediğini savundu.
Büyüme ve millî gelir rakamlarındaki artışın toplumun refahına ne ölçüde yansıdığının sorgulanması gerektiğini belirten Sarıbal, çalışanların gelirleri ile çiftçilerin kazançlarının ekonomik göstergelerle birlikte değerlendirilmesini istedi.
Vergiler yoluyla toplanan kamu kaynaklarının hakkaniyetli dağıtılması gerektiğini dile getiren Sarıbal, “Sorun paranın yokluğu asla değil. Sorun iktidarın tercihleri.” dedi.
“Sekiz Aylık İthalat Faturası 10 Milyar 755 Milyon Dolar”
Türkiye'nin tarım ve hayvancılık alanındaki ithalat politikalarını da eleştiren Sarıbal, 2026 yılının ocak-ağustos dönemine ilişkin dış ticaret verilerini değerlendirdi.
Paylaştığı tabloya göre seçili 15 bitkisel ürün grubunun ithalat bedelinin yaklaşık 9 milyar 102 milyon dolara ulaştığını belirten Sarıbal, canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı için de yaklaşık 1 milyar 653 milyon dolar harcandığını söyledi.
Sarıbal, konuşmasında sıraladığı tarımsal ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı et ithalatının toplam bedelinin 10 milyar 755 milyon dolara ulaştığını ifade etti.
2025 ve 2026 yıllarının ilk sekiz aylık dönemlerini karşılaştıran Sarıbal, buğday ithalatının yaklaşık 2,05 milyon tondan 3,56 milyon tona, mısır ithalatının ise 4,08 milyon tondan 5,29 milyon tona yükseldiğini aktardı.
Aynı dönemde ithalat bedelinin dolar bazında buğdayda yüzde 75, mısırda ise yüzde 27 arttığını belirten Sarıbal, yerli üretimin yeterince desteklenmemesinin dışa bağımlılığı artırdığını savundu.
“557 Bin 303 Baş Canlı Hayvan İthal Edildi”
Hayvancılık sektöründe de ithalatın devam ettiğini belirten Sarıbal, paylaştığı verilere göre 2026 yılının ilk sekiz ayında toplam 557 bin 303 baş büyükbaş ve küçükbaş hayvan ithal edildiğini söyledi.
Aynı dönemde 63 bin 160 ton kırmızı et ithalatı gerçekleştirildiğini aktaran Sarıbal, hayvancılıkta üreticinin desteklenmesi yerine ithalatın tercih edilmesini eleştirdi.
Yem maliyetlerinin yükseldiği, üreticilerin finansmana erişimde güçlük yaşadığı ve hayvancılık işletmelerinin ekonomik baskı altında bulunduğu bir dönemde ithalatın artmasını uygulanan tarım politikalarının sonucu olarak değerlendirdi.
“Çiftçinin Borç Faizleri Silinmeli”
Çiftçilerin bankalara olan toplam borcunun yaklaşık 1,5 trilyon liraya ulaştığını belirten Sarıbal, 2027 bütçe teklifinde üreticilerin borç yükünü hafifletecek yeterli bir düzenleme bulunmadığını savundu.
Üreticilerin mevcut borçlarını ödemekte zorlandığını ifade eden Sarıbal, çiftçilerin yeniden üretime odaklanabilmesi için finansal yüklerinin azaltılması gerektiğini belirtti.
Sarıbal, çiftçilerin banka borçlarına ilişkin faizlerin silinmesini ve anapara ödemelerinin uzun vadeye yayılmasını talep etti.
Tarımsal desteklerin kanunda öngörülen düzeye çıkarılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve ithalata bağımlılığı artıran politikaların değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Sarıbal, bütçenin çiftçinin ihtiyaçlarını esas alacak biçimde yeniden değerlendirilmesini istedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, mevcut bütçe yaklaşımının tarım sektöründeki yapısal sorunları gidermeye yeterli olmadığını savunarak “Bu bütçeyle tarımın sorunlarının çözülme ihtimali yoktur.” ifadelerini kullandı.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0